FİKİR BALIĞI NASIL YAKALANIR?

Bu sorunun kısa cevabı, engellerle dolu dış dünyada macera ruhuyla risk alarak dolayısıyla hatalar yaparak deneyimler yaşarken bir yandan da bunlar hakkında gözlem yapabilmek için yalnızlık alanında iç dünyaya çekilerek doğru soruları sormak. Size kısa olduğunu söylemiştim basit olduğunu değil. Şimdi bu cevabı sondan başlayarak inceleyelim.fikir balığıfikir balığı2

1) Doğru soruları sorarak

Bu alanlarda başarılı olmuş insanların yani sanatçıların, tasarımcıların ya da mucitlerin en önemli ortak özelliklerinden birisi soru sormaları. Ne? Nasıl? Neden? Benim en sevdiğim sorulardan biri de neden olmasın? Yazar James Allen gerçek başarı için kişinin kendisine şu dört soruyu sorması gerektiğini söylemiş:

Neden? Neden olmasın? Neden ben değil? Neden şimdi değil?

soru.PNG

2) Gözlem günlüğü tutarak

Soru sorabilmek ve daha da önemlisi bu sorulara cevap bulabilmek için gözlemyapmak gerekir. Sanatçılar, tasarımcılar ve mucitler çok iyi birer gözlemcidir. Daha yaratıcı olmak için daha çok gözlem yapmak gerek. Gözlem yapmak derken sadece etrafına bakmaktan bahsetmiyorum. Dikkatlice incelemek, ayrıntılara bakmak, gerekirse bakış açısını değiştirerek tekrar tekrar bakmaktan bahsediyorum. Bu tür bir yeteneği kazanabilmek için yanınızda her zaman bir defter bulundurun. Hatta ona bir isim koyun. Mesela: gözlem günlüğü. Gördüklerinizi, fark ettiklerinizi oraya yazın. Not almaktan hoşlanmıyorsanız fotoğraf çekmek de işe yarayabilir. Zaten fotoğrafçılarda olaylara, nesnelere, kişilere farklı bir açıdan bakma konusunda bu yetenek gelişmiştir. “Sanat gördüklerini yeniden üretmek için değil, görmeyi öğrenmek için vardır.” diyor ressam Paul Klee. Görmeyi öğrenin.

qe.PNG

3) Yalnızlık alanı oluşturarak

Gözlemlerinizi değerlendirmek için kendinize bir alan oluşturun. Bir yalnızlık alanı. Bu alanın iki boyutu olsun. Zaman ve mekan. Önce bir yer seçin. Sonra da bir zaman. Seçeceğiniz yer kendinize ait bir oda olabilir. Ben üniversitedeyken kendime ait bir odam olmadığı için bu alanı yatağımın bir köşesi olarak belirlemiştim. O köşede oturup, üzerime ince bir örtü örterek yalnızlık alanıma kapanırdım. Bu alanı oluşturduktan sonra bir de size uygun zaman seçmelisiniz. Araştırmalara göre insanın en yaratıcı olduğu saatler sabahın erken saatleri. Pek çok yazar eserlerini sabah 6-7 civarında yazmışlar. Mimar ve tasarımcı olan Frank Lloyd Wright gibi bazıları 3-4 civarında kalkıp çalışmışlar. Bu herkesin yapabileceği bir şey değil ve istisnaları da elbette var. Bazıları için gecenin geç saatleri daha uygun olabilir. Hangi zamanın size daha uygun olduğuna siz karar verin. Ama yeter ki sadece size ait olan bir zaman ve mekanınız olsun ve o alanda her gün tek başınıza bir miktar zaman geçirin. Kendi kendinizle baş başa kalın. Dediğim gibi yalnızlık alanı.

4) Engelleri kucaklayarak

Hayat engelli bir koşu gibi. Kimimiz karşısına çıkan engelleri sahip olduğu imkanlar sayesinde kolaylıkla atlayıp geçebiliyor. Kimimiz takılıp kalıyor. Oysa sanatçılar, tasarımcılar ya da mucitler bu engelleri de kendilerine birer malzeme yapmışlar. Engeli aşmak acı verici bir deneyim olabilir. Ama en güzel romanlar, en iyi şarkılar hep bu büyük acılardan doğar. Az önce bahsettiğim ressam Paul Klee diyor ki “Ağlamamak için, çiziyorum.”

5) Macera ruhuyla yeniliklere açık olarak

Yeniliklere açık olmak. Yeni deneyimlere. Açık olmanın ötesinde bunları aktif olarak aramak. “Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” diyor Mevlana. Yeni bir şeyler söyleyebilmek için yeni deneyimler yaşamak lazım. Yeni maceraları kovalamak. Tabi bu da risk demek.

qee.PNG

6) Risk alarak ve hata yaparak

Einstein hakkında muhtemelen bilmediğiniz iki şey söyleyeyim:

  1. Çok gayretli bir denizciydi
  2. Yüzme bilmiyordu

Fikir Balığıı.PNG

Bu iki şey de iki şeyi gösteriyor. Az önce söylediğim maceracı ruh ve risk almak. Hayatı pahasına risk almak fazla iddialı. Ama hata yapmaktan korkmayacak bir cesaret hepimize gerekli. En yaratıcı beyinler aynı zamanda en çok hata yapanlardır. Çünkü noktaları daha önce hiç kimsenin birleştirmediği şekilde birleştirmeye çalışırlar. Hayat engelli bir koşu gibidir demiştik ya. İşte onların önüne bir engel çıktığında ilk akla gelen çözüm üzerinden atlamak olmayabilir. Hayattaki amacımız en hızlı bir şekilde bitiş çizgisine varmak değil ki. Önemli olan engellerle nasıl mücadele ettiğimiz. Karşımıza çıkan problemleri nasıl çözdüğümüz. Sadece kişisel ya da toplumsal problemlerden söz etmiyorum. Tasarım problemlerini nasıl çözüyoruz? İhtiyaçlarımızı teknolojiyle nasıl karşılıyoruz? Kendimizi sanatsal olarak nasıl ifade ediyoruz?

Öyle ya da böyle hepimiz bitireceğiz bu yarışı. O zaman biraz yavaşlamakta hiç bir mahzur yok. Yavaşlayalım, dinlenelim, iyi uyuyalım, rüya görelim, sadece geceleri değil zaman zaman yalnızlık alanımıza çekilip gündüz düşlerine bırakalım kendimizi. Büyük hayaller kuralım. Çünkü neyi hayal edersek o oluruz.

Fikirleri balıklara benzettiğimi söylemiştim. Benzeri bir kurguyu çok sevdiğim yönetmenlerden biri olan David Lynch de yapıyor ve diyor ki “eğer küçük balıklar yakalamak istiyorsan sığ sularda kalmaya devam edebilirsin. Büyük balık yakalamak için derinlere gitmen lazım, çok derinlere.”Derin Çalışma

Kaynak

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s